11 Kasım 2024 Yazısı
Birleşmiş Milletler verilerine göre,dünyada 1993'ten bu yana işlenen gazeteci cinayetlerinden yalnızca %13'ünde yargı bir karara varırken %27'sinde yasal sürecin durumu bilinmiyor.
BM Verileri ve Cezasızlık Sorunu
Birleşmiş Milletler’in verilerine göre 1993 yılından bu yana işlenen gazeteci cinayetlerinin yalnızca %13'ünde yargı bir karara varabilmiştir.Bu veri gazetecilere yönelik saldırılarda ciddi bir cezasızlık sorunu olduğunu gözler önüne sererken,devletlerin bu tür suçların faillerini yargı önüne çıkarma konusunda yetersiz kaldığını da göstermektedir.Gazeteciler kamuoyunu bilgilendirme ve iktidarı denetleme işlevleri nedeniyle hedef haline gelirken,suçların büyük oranda cezalandırılmaması,basın özgürlüğü ve ifade özgürlüğü açısından tehlikeli bir tablo ortaya çıkarmaktadır.
Cezasızlık ve Basın Özgürlüğüne Yönelik Tehdit
Siyaset bilimi perspektifinden bakıldığında,gazetecilere karşı işlenen suçların cezasız kalması,basın özgürlüğüne yönelik dolaylı bir tehdit oluşturur.Devletin,gazetecilere yönelik cinayetlere karşı etkili bir yargı süreci işletmemesi,medya organlarına yönelik baskılar için zımni bir destek anlamına gelebilir.Özellikle otoriter rejimlerde veya yargı bağımsızlığının zayıf olduğu ülkelerde, bu durum,gazetecilerin haber yapma özgürlüğünü kısıtlayan bir baskı mekanizmasına dönüşmektedir.Basına karşı yapılan saldırılar genellikle kamusal bilgilendirme hakkını engellemeye yönelik olurken,bu saldırıların cezasız kalması,demokratik değerlerin ve hukuk devleti ilkelerinin aşınmasına yol açmaktadır.Böylece gazeteciler üzerindeki korku iklimi derinleşir ve toplumun doğru bilgiye ulaşma hakkı tehdit altına girer.
Yargı Sürecinin Bilinmezliği ve Şeffaflık Eksikliği
BM verilerinde yer alan gazetecilere yönelik cinayet davalarının %27'sinde yasal sürecin durumunun bilinmemesi,devletlerin adil yargılanma ve şeffaflık ilkelerine bağlılık konusundaki zafiyetini ortaya koymaktadır.Bu bilgi eksikliği,sadece bireysel adalet arayışını engellemekle kalmayıp toplumun medya özgürlüğüne dair güvenini de sarsmaktadır.Şeffaflık eksikliği,medya üzerinde baskıcı bir atmosfer yaratırken,aynı zamanda devletlerin basın özgürlüğünü koruma konusundaki yükümlülüklerini yeterince yerine getirmediğini gösterir.Gazetecilere yönelik saldırılara dair davaların belirsiz veya takip edilemez olması,hem kamuoyunun bu tür suçlara yönelik bilinç düzeyini düşürmekte hem de medya çalışanlarının mesleki güvenliğini tehlikeye atmaktadır.Şeffaf bir yargı süreci olmadan gazetecilere yönelik saldırılar konusunda gerçek bir adalet sağlanamayacağı gibi, gazetecilerin güvenli bir çalışma ortamına sahip olması da mümkün olmayacaktır.
Adalet Sistemine Güvensizlik ve Demokratik Değerler Üzerindeki Etkisi
Gazetecilere yönelik suçlarda yargının bir sonuca varma oranının düşük olması,toplumda adalet sistemine duyulan güveni sarsmakta ve adaletin sağlanamadığı bir ortamda,hukuk devleti ilkesinin zayıfladığını göstermektedir.Adaletin tam olarak sağlanmadığı toplumlarda bireyler,suç işleyenlerin cezalandırılmayacağı endişesiyle hukuk sistemine olan güvenlerini kaybederler.Gazetecilere karşı işlenen suçların cezasız kalması,toplumda adaletsizlik ve güvensizlik algısını pekiştirirken,halkın yargı sistemine olan inancını da azaltmaktadır.Bu cezasızlık durumu,sadece bireysel vakalarda değil, demokrasi ve basın özgürlüğü gibi toplumsal değerler üzerinde de etkisini hissettirmektedir.Basın özgürlüğünün korunmadığı bir ortamda,medya toplumsal olayları ve kamu politikalarını denetleyemez hale gelir; bu da iktidarın hesap verebilirliğini azaltır.Dolayısıyla gazetecilere yönelik saldırıların cezalandırılmaması,ifade özgürlüğü gibi temel hak ve özgürlüklerin de altını oyan bir süreç yaratır.
Gazetecilerin Güvenliği ve Demokratik Toplumlar İçin Zorunluluk
BM’nin sunduğu bu veriler,gazetecilere yönelik şiddet vakalarında cezasızlık oranlarının yüksek olmasının,toplumun bilgi edinme hakkı ve demokrasinin sağlıklı işleyişi açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu gözler önüne sermektedir.Demokratik toplumlar,ancak bağımsız bir medya ve hesap verebilir bir iktidar mekanizmasıyla sürdürülebilir olur.Gazetecilerin güvenliği ve mesleklerini serbestçe icra edebilmesi,demokratik değerlerin korunması için elzemdir.Devletlerin ve uluslararası toplumun,medya özgürlüğünü güvence altına almak,gazetecilere yönelik şiddet ve tehditleri engellemek ve suçluların adalet önüne çıkarılmasını sağlamak için daha etkin önlemler alması gerekmektedir.Aksi halde, medya organları üzerindeki baskılar artacak,toplumsal bilgi edinme hakkı sekteye uğrayacak ve demokratik toplumların temel yapı taşları olan basın özgürlüğü,ifade özgürlüğü ve şeffaflık değerleri ciddi şekilde zarar görecektir.
Not: Bu makalem 11 Kasım 2024 tarihinde Rezonans Social sayfasında yayınlanmıştır.
Yorumlar
Yorum Gönder